8 Nisan 2011 Cuma

bir takım itiraflar, speyşıl ediyşın (süprüzlü)

                                                        tıktık
^^ çocukluğum baba mesleğinden dolayı oradan oraya taşınmakla geçtiği için, benim ne insanlara "aha bak burası da benim büyüdüğüm ev" diye gösterebileceğim bir ev,ne "hah burada kafamı yarmıştım ondan bu yamukluk" diye gösterebileceğim bir köşe ne de "ay ben onun çocukluğunu bilirim sümüklü hatice o" diyebileceğim kıvamda arkadaşlıklarım oldu. bunun yerine her 4-5 senede değiştirilen evler, sınıflar, şehirler vardı. küçük emrah'a bağlayıp " ben ne acılar yaşadıığm" moduna girmeyeceğim korkmayın ahaha.ama tabi insan böyle kaplumbağa stayla yaşamaya alışınca artık taşınması gerekmese bile bir evde 3 seneyi devirince bir kımıltıdır başlıyor.3 senedir yaşadığım semti, evi sevmeme rağmen bu şekil bir hareketlenme gelince, akşamları çayımı türlü emlak sitelerinde ve sahibinden ilanlar olması gereken yerde emlakçıdan geçilmeyen sitelerde ev bakarak içmeye, hepsine de burun kıvırarak geçmeye başladım.tabii sadece pc basında ev aranmaz çünkü içinde oturduğum evi de nette görmüş ve " nası ya? fotoğraflar karışmış resmen 2 mutfak var bu evde demiştim".ha sonra evi gelip görünce "hastır resmen de 2 mutfak var!(2 oda birleşimi, sağda eski solda yeni dolaplar falan öyle de ilginç)" dediğim doğrudur ama nete güven olmaz siz yine çıkıp tabanvaya vurun ev ararken ahah.


^^ eğer kira için sağlam bir bütçe ayırmamışsanız "harika ev" diye bir şey yoktur, sadece "içine emek harcarsam olabilir", "şurayı seneye şöyle yaparız fena olmaz", "burayı da görmezden gelirsek tamamdır" şeklinde evler vardır. geçen gün aldığım ev dekorasyon dergisi editörünün yazdığı yarım sayfalık skimsonik ön yazıyla aynı kekremsi tatta olacak ama tıpkı hayatın her alanında olduğu gibi bir yerlerden ödün vermeden olmuyor bu işler.(kusacağım zaar!) hah yani misal benim için başkasına anlatınca kıçıyla güldüğü ama benim gibi ev kuşu insanların takmadığı bir ev beğenme kriteri olarak, evin dışarıya verdiği duygu çok önemlidir. bu yüzden çoğu kez bir sokakta yürürken yanımdaki insanı dürtüp "bak şu 2.kat ne şirin görünüyor yaa" demişliğim vardır. ha tabii ev olayını sadece yatak olarak gören insanlara bu duyguyu anlatabilmek epey zor, kaldı ki emlakçıların bir kısmısını tenzih ederek çoğunun içine "para var bunda para para pereeeee!" diyen canavarlar kaçtığını düşünürsek bir ev gösterdiklerinde "ay ne soğuk duruyor ya bu ev?!" dediğinizde " ablacım ev uzun zamandır boş, yerleşince açarsın kombiyi sıcacık olur" cevabı alırsanız sadece "haaa" diyin onaylar gibi yapın ve kaçın.


^^ emlakçıdan/evden koşarak kaçmak demişken, 3 sene önce ev ararken bir evi beğenmiş balkonundan falan sağa sola bakarken emlakçı kadının yanıma usulca yaklaşıp " burada oturan bi kız vardı, sevgilisiyle bi akşam içmişler içmişler çocuk buradan atmış kendini intihar etmiş yaaa yaa" demesi sonucu yemin ediyorum gözlerimin patlayacak gibi açılması ve evden koşarak uzaklaşmam listemde en birinci sırayı alır. bunun epey geyiği döndü o yüzden uzatmıyorum çünkü banyonun tavanında sadece şeffaf bir plaka olan ve evde yaşamak için gereken max. 1.50 boy gibi detaylar sayesinde bin tl( rakamla 1.000) kira istenen çatı katı ev de bu listenin tepesine oturmaya aday.


                                                       temsili fötö
^^ taşınmanın benim için kendine has bir büyüsü olduğu doğrudur, çünkü o eşyaları paketlerken bazılarını bilerek kırarsın ki diğer eve gelemesin ruhu o bıraktığın evde kalsın falan ama bir de işin maddi yönü var ki, bir önceki cümle yüzünden insanın aklında mum, tütsü ve şarap eşliğinde eşyalarını paketlemiş gibi canlanan kızın bütün mistikliğini alıp, ona " oha lan ben bu paraya 3 hafta İtalya'da tatil yaparım!!" lafını söyletiyor. çünkü bunun emlakçısı var, 1 kira depozito isteyen ev sahibi var, nakliyecisi var.. var da var...işte bunlar işin en can alan yerleri. üstelik benim gibi şehir içi değil, şehirlerarası taşınıyorsanız çıkan rakama bakıp bakıp " kalayım ben burada ya kalayım :/" moduna girmeniz çok olası.


^^ ve evet burası da artık bu postun zırt dediği yer oluyor canolar.10 küsür senedir yaşadığım İzmir'i geçen hafta Çarşamba günü kırık,yarım yamalak bir vedayla bırakıp, doğduğum şehir olan İstanbul'a taşındım. her şey o kadar ani oldu ki, ne eşyalarımın hepsi kamyona yüklendikten sonra boş evi Aşk-ı Memnu finali gibi gezerek duygusala bağlamaya vaktim oldu ne de blog gibi türlü sosyal ağlardan tanıdığım insanlara baybay demeye. tam da burada ağzıma ağzıma vurmak isteyen insanlara seslenmek ve çakma şair edasında "vedaları sevmem bebek, zaten dişçim yüzünden ben yine her 2 ayda bir İzmir'de olacağım" demek istiyorum ahah. hah yani yılbaşısına kadar yine de tambi veda etmiş sayılmıyorum, toplaşmalarınıza ta buradan gülle gibi düşebilirim eheh.


yüksek tavanlarıyla insana Varşova Sarayın'da yaşıyormuş hissi veren, tam ve eksiksiz diye teslim edilen evin eski olmasından dolayı elektrik, su,doğal gaz gibi her yerinden sorun fışkırması,eve gelen ustaların bile artık durumuma acır hale gelmesi, ayıoğluayı nakliye firması yüzünden yaşadıklarım ve eve hala tam olarak yerleşememiş olmam gibi diğer detaylar bir sonraki posta bırakarak kaçıyorum, kisses.


p.s: yeniden vazgeçmemek adına şehir değiştirme kararım sırasında -hatta evi tutana kadar- mümkün olduğu kadar herkesten uzaklaşarak kendi başıma kalmaya çalıştım. tabi bu süre içinde ertelemek zorunda olduğum bazı şeyler de oldu. misal aylar önce Ayşegül'ün Bakkal'da duyurduğu fotoğraf çekimi gibi. (post modern kül kedisi) yaptığım işi yarım bırakmaktan hoşlanmadıgım için dişçi zamanı hallederiz diyordum neyse ki kendisi yeni bir model bulduğunu duyurdu da ortada ölçülerime göre kostüm olduğu için katlanan vicdan azabım uçtu gitti. bi de izmirli en tatlı anne adayı Doorsteppingle bostanlı sahilde kahvaltımız vardı ki onu da Mayıs'ta kesin yapacağız diye tahmin ediyorum ;)



4 isyancı:

pinosh dedi ki...

marlllll, ben de diyorum nerelerde bu kız. twitter'dan gideceğine dair bi koku almıştım ama resmi olarak açıklamadan inanmadım :(

mühüüüüü :( derim, daha da bi şey demem!

marléne the third dedi ki...

:) evi tutana kadar ben de kendime inanmıyordum pinoshcum ahah. üzülmek yok, bak istanbul dediğin 55 dkkacık uzak izmir'e ;) beklerim her zaman <3

banyosuyu dedi ki...

marlene yevrim nerrdesin tam olarak sen?
kadıköy'de mi?

marléne the third dedi ki...

faceden cevaplıyorum ;)

Yorum Gönder

isyanım VII.Henry'e!!