27 Kasım 2009 Cuma
henüz bayram görmüş değilim
Neden? Çünkü geçtiği her yerde ardından vıcık vıcık sıvı bırakan sümüklü böcek gibiyim şu an. Bayramda hasta olmak bıdıddlanması yapmayacağım, zaten beynim akacak burnumdan az sonra böyle klavyeye bakarak çıt çıt yazarken. Şu an için ateş yok , dilerim ilerleyen zamanda da olmaz ve İzmir il sınırı içinde " ahan da domuz gripli insan bu! yakaalaayııeennn!" hararetine maruz kalmam.
Hani o kedddar heves yapmıştım , bayram sabahı müthiş bir güçle sabah 09:00'da kalkacak, cici bici olacak ve annem bana gözleri dolu dolu bakarken kıvrak bir el öpme hareketi ile harçlığı indirecektim cebe. Ee noldu? kösüm kösüm ev kıyafetleri ile battaniye altında kalakaldım. öpemiyorum da bizimkileri. malum bir eve bir tane hasta yeter, ilgi dağılmasın :D. annem kıyamadı yine el öpmüşüm gibi para verdi ehih. sıcak suyum, içinde çeşitli şeyler olan ıvır zıvır tabağım da dibimde. O değil de böyle bol bol ye, poponu kaldırma bayram modeli sonucu eve dönünce günde 2 saat spor yapmak zorunda kalacağım. he tabiii bir ihtimal daha var, o da tatlı komasına girmek mi dersin?
bak şimdi başlıkta bayram gelmedi dedim ama, güzel bir harçlığı kapmışım, dibimde ivedi olarak götürdüğüm, içinde lokum bile olan çikelata tabağı, her istediğimi yapan-uzaktan da olsa öpücük gönderen bir anne ve bilerek pislik yapmak için ağzımı kapatmadan hapşurduğumda gülerek "mikkrooppp" diyen bir baba var. vallahi gelmiş lan bayram bana :D ahahah
size de gelmiştir umuyorum?
i 'll be back!
marlene, the uzaktan kokulu kokulu seda sayan öpücüğü gönderen tipoş.
24 Kasım 2009 Salı
merci honey :)
23 Kasım 2009 Pazartesi
diyette lokum yemek caiz midir hocam?
19 Kasım 2009 Perşembe
ignorance is blissmiş vallahi de.
aç parantez-- midem bugünlerde hiç iyi değil, 3 satır dökülüp, kitabımla yatağıma geçeceğim. şu an tam da "kanlı marry" ve yaptıklarını okuma, alkışlama modundayım. süt ve çikolataya izin var,evet. --kapa parantez.
17 Kasım 2009 Salı
deneme deneme pııhh
bu aralar kendimi " sağlıklı beslenme " nedir, nasıl olur sorunsalı ile oyalıyorum. inanın o keddar kaynak, o kadar çok bıdbıd eden insan var ki, bunları araştırırken insanın sıkıntı triplerine girip hayatı en yakınlarına zehir etmeye vakti kalmaz. daha beslenmeye başlamadan faydalı yani ahaha. evet şu ana kadar okuduklarım, bilgili insanlarla ( norağ bayan gibi ) yaptıgım konuşmalarım sayesinde az buçuk heveslenip ucundan ucundan denemelere başladım. günü öğünlere bölmeler, çeşitli ot ( öyle değil lan!) ve meyve çayları denemeler, şekerli şeyler yerine soda içmeler. hımm evet bunlar yapılabilitesi yüksek olan, sevimli şeyler. insanın böğrüne " çikelataaa yok! tatlı yok! yağ yok! pilav yok!" gibi emirlerle saldırmıyorlar. bak düşününce bile atıyor kaşım gözüm :/
12 Kasım 2009 Perşembe
pek tabiy şekerim!
aslında çok yiyebilen biri değilim ama tatlı konusunda gözüm dönüyor , içimden bir alien çıkıyor. hep alien olarak kalsam yine iyi. " alienim lan ben ne şekli şemalı " derim devam ederim fıstıklı çikolataları götürmeye. ama tabiy olmuyor öyle. üstelik nasıl bir bedense bu öyle bir sabotaj uyguluyor ki kendine, düşmana gerek yok vallahi. önce az yesem dahi gittikçe şişiren, spor yapmaya da güç hal bırakmayan tiroidi yapıştırıyor alnımın ortasına. "ee spor yaparım yahuu" dememe zaman bırakmadan da çeşitli aktif, oynak sporları yapmamı engelleyen bel fıtığını zartt diye koyuyor önüme. bel fıtıklı insan napaar ne yapamaz listesinde içime evlat acısı gibi oturan şeyler var, misal ; atlamalı zıplamalı sporlar yasak! buna iskeleden atlamak dahil. paten kaymak ani hareketlerde felç bile edebilir insanı. hele tenis?? omgg! o hepten yasak. buraya kadar gözleri yaşlı bir şekilde aklıma hiç yatmasa bile kabul edebildim bir şekilde. ama doktora sordugum " peki ya tandem??" sorusuna eşlik eden köpek yavrusu bakışlarıma rağmen doktor " TANDEMM?" diyip aghgghgahagaha diye öküz gibi güldü acımadan bana.

İşte ben de böyle bir sürü sebepten ötürü 2 aydır gym yollarındayım.Uzun yıllar toplu spor denilen şeylerle ( veleyböl) uğraştıgım için tek basıma sahilde yürümek gibi şeyler bana göre degil. bu yüzden kayıt yaptırırken sıkılırım kesin bırakırım diyordum. Ancak orda öyle bir aletle kanka oldum ki nefesim yetse inmeyeceğim dakikalarca üzerinden!! (şu anda rekorum 14 dakika) Eliptik Bisiklet! Ne keddar şahane bişi! boşuna sevmiyormuşum zaten bu sihirli alet meğer Jenni popolarını minik birer Christina poposuna çeviriyormuş.
Tabiy sadece o alet tepesinde tepinmekle, ağırlık çalışmakla olmuyor bu işler. diyet lazım! diyen hocam (ki kendisinin poposunda cidden yağ yok) geçenlerde verdi listeyi. resmen gözyaşları içinde eve geldim. o ne lan??? yeminne Etiyopya'dakiler benden tok kalkar sofradan. baktım olacak gibi değil gözüne baka baka yalan söyler oldum kadına. ahaah çok egleniyorum ya :D geçen gün nasıl gidiyor diye geldi yanıma dedim açlıktan ölüyorum öyle böyle degil. bir parça çikelata için takla atabilirim resmen dedim güldü, afferim dedi gitti. oysa bilmiyor ki ben her akşam yemekten sonra yine çikelatanın verdiği muhteşem hazzı yaşıyorum.
Bugün beraber eliptikte ter dökerken yemek muhabbeti açıldı yine. garibim dedi ki "sana yakında çikolata alıcam ödül olarak " . o ne ki?? ifadesi ile bakıp sevinmiş gibi yaptım. bu kafayla 5 ay daha tepinirim oralarda ama olsun. ne de olsa sıfır beden olmak kolay degil ehihihi.
sevgilimin dediği gibi kalbinizi sevin ama nolusunuz o igrenç kırmızı badileri giymeyin!
xoxo!
p.s : temsili fötö, marlene için bakınız pembe olan şey. ( photo frm: deviantart,by vishstudio)
10 Kasım 2009 Salı
bir takım itiraflar. number one
p.s: Filologdan özel İngilizce dersi. vallahi de çok makul ücrete. çeviri isterim! diyene de bi güzellik yaparız. ahah Marlene bi bilog ötenizde!
8 Kasım 2009 Pazar
cici kızlarımız okumasın bunu.

bu bir pazar yazısı değildir. çünkü yazarken keyifli değilim.kahvem bile suratsız. Dün geceden beri kafamda evirdim çevirdim , uyudum, uyandım, dellendim, saydırdım yine de içimde kırt kırt yedi bir şey beni , kendimi blogda buldum.
şöyle bir durum var.. dün gece tek gözle tvyi izlerken bir yandan da bloglar arası geziyordum. bir saniye dahi tutamayanından dakikalarca kurcaladıklarıma, izlemeye aldıklarımın yanında koşarak kaçtıklarım da oldu. ama bu zapping turunda birden bir kaç ay önce, biraz da mızlanarak oluşturduğum " mim"ime denk geldim. insan bir süredir görmediği bir eşyasını bulmuş gibi oluyor garip bir his. cevapları merak ederek zinciri takip ettim taa ki çıldırdığım dakikaya kadar.
hatırlamayanlar için mim şöyle bir şeydi. amacı eğlenerek blog sahibini tanımak olan, blog aleminde dolaşan bir sürü mim gibi. buraya kadar tamam, ama 6.soruda bir şeyler birilerini epey rahatsız etmiş olacak ki, bu soru atlanılmış ve devam eden sorularla zincir sürdürülmüş.
o soru ne diyor? " seksin sendeki rengi?" . OMG! ne keddar ayıp! ne kadar ahlaksızca bir soru değil mi? bunu hazırlayan marlene insanı da sorusu kadar ahlaksız olmalı ki böyle bir şeyi rahatça mim içine katmış! ateşlerde yanacaksın marlene!
xoxo!
7 Kasım 2009 Cumartesi
Josephine üzeri Marlene
